İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Eğitim Başkanı Dr. Abdulhalim İnam, kreşler için planlanan Kalite Geliştirme Yasası’nın çocukların refahını bütçe mantığının önüne koyması gerektiğini belirtti. Okul öncesi eğitimden tasarruf etmenin, çocukların hayata başlangıç fırsatlarından, dolayısıyla yanlış yerden tasarruf etmek anlamına geldiğini ifade eden İnam, “Erken çocukluk eğitimi gönüllü bir lüks değil, eğitim adaleti, toplumsal katılım ve sosyal uyumun temelidir.” dedi.
“Her Çocuk Emanettir”
İslam ahlakına göre her çocuğun bir emanet olduğunu hatırlatan Abdulhalim İnam, çocukların korunmaya, ilgiye, zamana, güvenilir ilişkilere ve iyi eğitimli uzmanlara ihtiyaçları olduğunu vurguladı. Bu temelleri zayıflatan bir devletin, kendi geleceğinin temellerini sarsacağını ifade eden İnam, İslam Toplumu Millî Görüş olarak daha iyi bir dil desteğinin sağlanması hedefini açıkça desteklediklerini dile getirdi.
Çok dilli, Müslüman veya göçmenlik geçmişi olan ailelere yönelik tek taraflı bakış açısına karşıda uyarıda bulunan İnam: “Sanki onlarda eksiklik varmış gibi tek taraflı bir bakış açısına karşı uyarıda bulunuyoruz. Dil seviyesi değerlendirmeleri, bunlardan gerçek bir destek çıkması durumunda anlamlı olabilir. Ancak bunlar bir amaç hâline gelmemelidir. Çocukların etkin bir şekilde desteklenebilmeleri için iyi uzmanlara, istikrarlı ilişkilere ve saygılı bir bakış açısına ihtiyaç vardır.”
“Kalite İçin Bağlayıcı Standartlar Şart”
Kreş kalitesinin belirlenmesinde personel-çocuk oranı, yönetim kapasitesi ve uzman personelin çocuklara ayırdığı gerçek zamanın belirleyici faktörler olduğunu söyleyen Dr. Abdulhalim İnam, Kalite Geliştirme Yasası’nın ülke çapında yol gösterici olan ve ilk bütçe tartışmasında yeniden sulandırılmayacak bağlayıcı kreş standartlarına ihtiyaç duyduğunu kaydetti. İnam, kalite isteyenlerin bu koşulları bağlayıcı bir şekilde güvence altına almaları gerektiğini söyledi.
Müzakerelerde Müslüman, çok dilli ve göçmen ailelerin bakış açılarının yeterince görünür olmamasını sorunlu bir nokta olduğunu söyleyen İnam, çok sayıda Müslüman ve göçmen kuruluşunun sahada önemli sosyal çalışmalar yürüttüğünü ve pratik uzmanlık sağladığını hatırlattı. Dr. İnam, “Kreş kalitesinin geliştirilmesi düşünülüyorsa bu deneyimler görmezden gelinmemelidir.” ifadelerini kullandı.
Çeşitlilik Sorun Değil, Fırsat Olarak Görülmeli
Çoğulcu bir toplumun, dinî ve dilsel çeşitliliği bir fırsat olarak gören kreşlere ihtiyaç duyduğunu savunan İnam, sözlerini şöyle tamamladı: “Çeşitliliği bir fırsat olarak gören ve bunu normal işleyişe bir engel olarak değerlendirmeyen kreşlere ihtiyaç duyar. Şimdiye kadar maalesef sıklıkla karşılaşılan, çeşitliliği öncelikle bir sorun veya zorluk olarak ele alma yaklaşımı, yanlış yöne götürür. Böyle bir bakış açısı uzun zamandır çeşitlilikle şekillenen ve gelecekte bundan daha da fazla etkilenecek bir ülke için sürdürülebilir değildir.”